ABSÜRT TİYATRO SERİSİ 2: GERÇEKLİK VE EPİK TİYATRO İLE KIYASLANMASI

0
368

ABSÜRT TİYATRO SERİSİ 2: GERÇEKLİK VE EPİK TİYATRO İLE KIYASLANMASI

ABSÜRT TİYATRO VE GERÇEKLİK
Absürt kelimesinin Almanca karşılığı “usdışı” anlamına gelir. Bu “usdışı” tanımı
akıllara sürrealizmi getirse de absürt tiyatroyla sürrealist tiyatronun birçok
açıdan farklılıkları bulunur. Sürrealizmde mantık tamamen devre dışı kalabilir ve
yazar bilinç altındakileri yoğun bir süzgeçten geçirmeden kağıda döker. Absürt
tiyatroda ise bilinç altını gün yüzüne çıkarmak ve sebep-sonuç ilişkisi kurarak
eleştirmek esastır.
Absürt tiyatroda zaman ve mekan belli değildir. Geçmişi olmayan, gelecekten
de ümitli olmayan karakterler sahnededir. Karakterler zaman ve mekan
duygusunu yitirmiş, “şu ana”  hapsolmuştur.
Geleneksel tiyatrodaki oyun metinleri, oyunculuklar, uygulanan teknikler absürt
oyun yazarları tarafından “yapmacık” olarak yorumlanmıştır. Absürt yazarlara
göre geleneksel tiyatroda kendini role kaptırmış oyuncular tarafından sanki
gerçekmiş algısı oluşturulmaya çalışılan bir öykü oynanır. Seyirciyi bir öyküye
inandırmak yerine gerçeklerle yüzleştirmek, bu türün temel amacıdır. Ancak bu
gerçekleri anlatırken doğrudan olduğu gibi değil; farklı bakış açılarından,
gerçeğe herkesin baktığı gibi değil, “prizma tutarak” anlatmak hedeflenir.
Örneğin Ionesco’nun Kel Şarkıcı oyununda eşler aynı evde yaşamalarına, aynı
yatağı paylaşmalarına rağmen birbirini tanımazlar. Bu durum gerçeği doğrudan
yansıtmasa da gerçekte yaşanan iletişimsizliği anlatır.
Seçilen karakterler genelde çaresiz, zavallı, zayıf, eylemsiz, tepkisizlerdir ve bu
türde anti kahramana sıkça yer verilir. Böylece seyircilerin karakterleri kendiyle
özdeşleştirmesinin önüne geçilmiş olur ve olası katarsis durumunu engellenir.

EPİK TİYATRO İLE KIYASLANMASI
Bu konuda söylenebilecek ilk şey iki türün de geleneksel dramatik akışlı
oyunlara karşı çıktığıdır. Bu türlerde amaçlanan şey seyirciye katarsis yaşatmak değil, seyirciyi düşündürtmektir. Seyirciyi düşündürebilmek için iki türün de farklı yöntemleri vardır. Epik tiyatroda yabancılaştırma uygulanırken, absürt tiyatro konusu ve karakterleri gereği seyirciye yoğun bir duygu yaşatmaz. İki türün arasında birçok farklılık da bulunur. Bunlar ise:
 Epik tiyatroda daha toplumsal konular işlenirken, absürt tiyatroda daha bireysel konular işlenir. Epik tiyatronun temelinde Brecht’ten dolayı bir siyaset varken, absürt tiyatroda temel varoluşçuluk felsefesidir.
 Epik oyunlarda ”Y” efektinin etkinliğini artırmak amacıyla seyirci kasten katarsise sokulabilir. Epik oyunlarda absürt oyunlara göre daha sık duyguya rastlanır.
 Epik tiyatronun kendine ait kuralları ve teknikleri vardır. Absürt tiyatro, epik tiyatroya göre daha kuralsızdır. Epik oyunların tekniğinde özetleyici, simgesel parçalar bulunurken absürt tiyatroda bu daha çok yazarların inisiyatifine kalmıştır. Ionesco; oyunlarında hareketi ön plana çıkarıp görsel olanaklardan olabildiğince yararlanırken ve somutlaştırırken, Beckett daha donuk karakterler ve mümkün olduğunca çıplak bir sahneyi tercih eder.
 İki türde de oyunların sonunda seyirciden düşünmesi beklenir. Epik oyunlarda diyalektik kavramı ağır basar. Seyirciye iki seçenek sunulur, seyirci kendine yakın bulduğunu seçer. Absürt oyunlarda ise verilmek istenen mesaj açıklanmaz. İçinde bulunulan durumun vehameti seyirciye sunulur ve seyircinin kendi varoluşunu sorgulaması istenir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here