The Truman Show Üzerinden Gerçekliğin Yeniden İnşası

0
1321

The Truman Show Üzerinden Gerçekliğin Yeniden İnşası

Herkesin ya da en azından bir çoğumuzun bildiği bir film The Truman Show… Bu yazı bir film incelemesi olarak anlaşılmasın. Ben bu filmin konusunun felsefesini yapmaya çalışacağım. Filmi bir çoğumuz biliyordur dedim ama yine de bilmeyenler için kısa bir özetini geçeyim. Öncelikle filmin başrolü Jim Carrey(Truman Burbank) ve filmde yaşadığı dünya tamamen kurmaca bir dünya. Doğduğu andan itibaren kameralarla hayatı izleniyor ve canlı olarak her anı yayınlanıyor. Tabi ki Truman’ın hiçbir şeyden haberi yok. Fakat bir yerden sonra yavaş yavaş bazı şeyleri fark etmeye ve sorgulamaya başlıyor. Filmin sonunda ise o kurmaca dünyadan çıkıp bizim ‘gerçek’ dediğimiz dünyaya giriyor.

İşte benim sorgulamalarım burada başlıyor. Truman’ın yaşadığı o ‘kurmaca’ dünya aslında onun için yıllarca gerçek olmuş bir dünya. Evet Truman yıllarca yalan bir dünyada yaşamıştı ama yalan dediğimiz şey, ‘doğrusu’ ortaya çıkana kadar bizim için gerçektir. Çünkü gerçek, doğru ve yalandan bağımsız bir olgudur. Yani Truman yalan bir dünya olsa dahi gerçek bir dünyada yaşıyordu.

Aynı zamanda hiçbir şeyin de doğru ya da yalan olduğundan emin olamayız. Bu belirsizlikten ötürü gündelik ilişkilerimizi biz kendimiz inşa ederiz çünkü gündelik hayatımıza devam edebilmek için buna mecburuz. Bize gelen herhangi bir bilgi bizim için yüzde elli ihtimalle doğru yüzde elli ihtimalle yalandır. Karşımızdaki kişiyle olan ilişkimize göre bu iki ihtimalden birini seçeriz. Örnek vermem gerekir ise bir arkadaşımıza dışarı çıkalım mı diye sorduğumuzu ve arkadaşımızın da ben gelemem işim var dediğini varsayalım. Eğer onunla geçmişte olan ilişkilerimiz bir güven ortamı oluşturduysa biz onun bu sözünü ,yalan söylüyor olsa dahi, doğru kabul ederiz. Fakat önceden gelen bir güvensizlik var ise bu söylediğini, doğru olsa dahi, yalan olduğunu kabul ederiz. Ve bu her iki durum da söylenen sözün doğru ya da yalan olmasından bağımsız, o sözün gerçekliğiyle alakalıdır.

Filmin son sahnesinde Truman’ın yaşadığı dünyayı ve Truman Show’u kurgulayan yapımcının bir sözü vardı. ‘Dışarı çıktığında sana sunulacak gerçeklik benim sana sunduğumdan daha gerçek olmayacak.’ diyor yapımcımız. Biraz da bu söz üzerine yazmak istiyorum. Yani aslında biz de Truman ile eşit durumda sayılırız. Birbirimize kurgulanmış gerçeklikten daha fazlasını sunmuyoruz. Ve bu kurgulamayı farkında olarak yapmıyoruz. Toplum bize uygun insan tiplemesi çiziyor. Ve biz ‘uygun insan’ olabilmek için aslında hiç bizi yansıtmayan bir insan tiplemesi yaratıyoruz. Yani diğer insanlara yalanlar söylüyoruz. Belki de klasik müziği hiç sevmediğimiz halde entelektüel görünmek için klasik müzik dinliyoruz. Belki de tiyatrodan sıkıldığımız halde tiyatrolara gidiyoruz. Çünkü aksi durumlar bizi kültürsüz, cahil, ‘bayağı’ insanlar olarak göstereceğine inanıyoruz. Aslında biz olmayan bizlere dönüşerek birbirimize yalanlar söylüyoruz.

Yazımı gerçeklik üzerine bir soruyla bitirmek istiyorum. Acaba bizim algılarımızın dışında kalan dünya, gerçekten var mıdır?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here