Soğuk Savaş Yılları ve Uzay Yarışı

0
486

Soğuk Savaş Yılları ve Uzay Yarışı

Amerika ve Rusya arasında 2. Dünya Savaşından sonra başlayan Soğuk Savaş yıllarının asıl başlangıç tarihi Almanya’nın 2.Dünya Savaşı yıllarına kadar dayanmaktadır.
2.Dünya Savaşı yıllarının en gelişmiş silahları olarak kabul edilen V1 ve onların ikinci versiyonu olan V2’ler, o dönemde diğer ülkelerin hayalini dahi kuramayacakları ölüm silahlarıydı. İlk sıvı yakıtlı, yaklaşık 300 km menzil ile, şimdiki balistik füzelerin atası olarak kabul edilen, o zamanın teknolojisinin çok çok üstünde müthiş bir ölüm makinesiydi. O zamanın öyle üstünde bir teknolojiydi ki, keşif uçuşunda bulunan müttefikler bunları fonksiyonel olmayan maketlerden ibaret olduklarını düşünmüşlerdir.
Savaşın son yıllarında bu müthiş teknolojiyi ele geçirme ve yağmalama konusunda Amerika ve Rusya bi yarışa girdi ve bu yarışta Amerika, aslında Rusya’ya daha yakın olan V2’lerin üretim yerine özel bir birlik oluşturarak Ruslardan daha erken varmayı başarmışlardır, Amerikalılar gittikten saatler sonra Ruslar anca varabilmişlerdir. Amerikalılar bulabildikleri her şeyi, bilim adamları, mühendisler, teknikerler, V2 füzeleri, gerekli alet edevat… Her şeyi yanlarında götürmüşler, götüremediklerini de Rusya’nın eline geçmemesi için imha etmişlerdir. Ancak Ruslar, Amerikalıların da bulamadıkları imha etmedikleri bazı V2 parçalarını bulmuşlar ve Moskova’ya götürmeyi başarmışlardır. Ardından 1991 yılına kadar süren ünlü Soğuk Savaş dönemi başlamıştır.
Dünya 2 kutuplu hale geldi o zamanlarda, Batıda Amerika önderliğinde NATO, Doğuda ise Rusya önderliğinde Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı vardı. Soğuk Savaş dönemi boyunca sıcak bir çatışmadan ziyade, askeri alanda üstünlük yarışına girildi. Bu V2 teknolojisinin çoğunluğunu ele geçiren Amerika’nın amacı bunu kullanmak, ve bu V2’lere nükleer savaş başlığı takarak Ruslara karşı bir tehtid olarak kullanmaktı. Ama bunu alenen yapmak yerine uzay çalışmaları adı altında gerçekleştirdiler. Bu dönemde bu V2’lerin mucidi Wernher von Braun NASA’da üst düzey yöneticiliklere kadar yükselmiş ve ilk defa 1946 yılında, V2’nin biraz modifiye edilmiş halini uzaya gönderdiler. Bu uzay aracında birde kamera bulunmaktaydı ve Dünya’nın ilk defa atmosfer dışından görüntülerini çekti. Bu roketin içinde küçük sineklerde vardı. “Canlı uzayda ne oluyor?” diye deneme amaçlı konulmuştu ancak o sineklere ne olduğu hakkında hiç bir bilgi bulunmamakta. Kimilerine göre uzaya canlı gönderen ilk ülke olarak Amerika kabul edilmektedir. Ancak bu tartışmalı bir konudur. Amerikalılar ilk ve tek uzaya roket fırlatan ülke olarak bu başarıyla övünmekte ve propagandasını yapmaktaydılar ve bunu 1957 yılına kadar rahatlıkla sürdürdüler. 1957 tarihine kadar soğuk savaş diye bir şey yoktu, Amerika bu konuda tek ülkeydi. 4 ekim 1957 tarihinde ise Rusya Sputnik1 i yörüngeye göndererek savaşın fitilini ateşlemiş ve yörüngeye ilk uyduyu gönderen ülke olmuştur. Sputnik1 bir kaç basit ölçüm yapabiliyor ve sadece “bipbip” diye tekrarlayan radyo sinyalleri yayınlayabiliyordu. Ancak Amerika’da işler daha farklı anlaşılmış ve amatör radyocuların bile bir kaç frekans ayarlaması ile basitçe radyolarından dinleyebildikleri Sputnik1 in sesleri, Komunizm paranoyasının Amerika’da tavan yaptığı yıllarda Amerikalıları büyük bir dehşete düşürmüş ve büyük bir korkuya sebep olmuştur, Amerikalılar bu işe hemen cevap vermek için kollarını sıvasalar da, rakibini bir kere yakalamış olan Rusya geri durmuyor ve Sputnik2’yi gönderiyordu. Sputnik2’nin köpek bir yolcusu vardı. ”Layka” adındaki bu köpek uzaya çıkan ilk canlı unvanını almıştır. O zamanlar sadece uzaya çıkma teknolojisini çözebilmiş olan Amerika ve Rusya geri dönme üzerine bir bilgiye henüz sahip olamadıkları için, Layka ne yazık ki atmosfere giriş sırasında yanarak can verdi. İyice şoka uğramış olan ABD hükümeti NASA’ya sınırsız kaynak açmış ve ne olursa olsun Rusların önüne geçmeleri konusunda uyarmışlardır. Diğer tarafta ise daha önce Amerikalıların yaptığı gibi, uzay yarışında öne geçen Rusya bu durumun propagandasını yapıyor. Amerika’yı ise iyiden iyiye kominizm korkusu sarıyordu. Amerika ilk olarak 1958 yılında ilk iletişim uydularını uzaya yolladılar, ancak bu üstünlük kurmak için yeterli değildi. 1960 yılına geldiğimizde Rusya yine uzaya Belka ve Strelka adında iki adet köpek göndermiş fakat bu sefer bir ilki gerçekleştirip sağ salim dönmelerini sağlamıştır. Burada büyük ilerleme kat eden Rusların önüne geçmek için Amerikalılar yeni planlar yapmaya başladı. Uzaya insan gönderme konusunda daha ilerleme katedilemeyen yıllarda Amerika ise köpekten daha iyi olucağını düşündükleri bir hayvanı seçtiler ve şempanze programına başladılar. Bir kaç basit komutu maymuna öğreterek uzaya göndermeyi ve sağsağlim geri döndürmeyi planladılar. Projede gayet emin adımlarla ilerleyen Amerika için yine büyük bir Rus atağı geldi ve 12 nisan 1961 yılında Vostok1 kapsülü ile ilk Kozmonot Yuri Gagarin uzaya gönderildi. Yörüngede 5 saat geçirdikten sonra sağ salim geri dönebildi. Amerikalılar da geri kalmamak adına 1962 yılında kendi Astronotlarını uzaya gönderebilmişler fakat çok sağlıklı olmayan bu fırlatma, erkenden sonuçlanması gerekti ve beklenenden erken bir zamanda Dünya’ya döndürüldü. Amerikalılar bu durumda uzaya bir Astronot gönderip sağ salim geri gönderebildiklerine sevinirlerken Ruslar ise bu olayı çoktan çözmüş bu konuda daha bilgili daha tecrübeli bir şekilde, doğru düzgün uzaya insan gönderememiş olan Amerika’ya karşı ataklarına sağlı sollu devam etmişlerdir. 16 haziran 1963 yılında Dünya’nın ilk kadın Kozmonotunu uzaya gönderip geri döndürmeyi başardılar. Ancak durmak bilmeyen Ruslar 18 mart 1965 yılında, Amerika’nın çıkmakta zorlandığı uzayda, ilk uzay yürüyüşünü gerçekleştirdiler. Bunun gibi bir çok başarılı girişimler Rusya tarafından devam ettirilmiştir. Şimdi bir süre boyunca bu konuda aşırı ilerleme katetmiş olan Rusya, doğal olarak bu durumun çok büyük propagandalarını yaptı ve Amerika’dan çok üstün olduklarını her durumda dile getirdi. Bu dönemde ABD başkanlık koltuğunda bulunan John F. Kennedy tekrar NASA ile iletişim kurup istenilen her şeyin karşılanacağı aktarıp, Ay’a insan gönderme görevi emretmişti. Normalde o dönemde bu imkansız olmasına rağmen Kennedy’nin seçim vaadi olmasından dolayı bütün konsantrasyon bu konuda toplanmıştı. Ruslarında Ay ile ilgili projeleri olmuş, hatta Ay’ın yörüngesine 2 adet kaplumbağayı gönderip, Ay’ın etrafında 2 tur attırıp geri döndürmeyi başarmışlardı. Ancak Ay’a insan göndermek ve yüzeyine indirmek yine dönemin şartlarına göre biraz imkansız gözüküyordu. O zamanlarda harcanılan paralar, zaman ve konsantrasyon hala devam etmiş olsaydı şu anda uzay konusunda ne durumda olurduk hayal dahi edemiyorum. Neyse, emir verilmişti ve Apollo programı başlamıştı. Amerikalılar Ay yarışında bu sefer önce davranıp 1969 yılında Apollo11 mekiğini Ay’a göndermeyi başardılar ve Neil Armstrong Ay’a ilk ayak basan insan unvanını elde etti. Bu büyük başarının ardından Ruslar Ay programını iptal edip Venüs hayali kurmaya başladılar ve Venüs’ün hayat dolu bir gezegen olduğunu düşünerek Venüs programını başlattılar. Amerikalılar ise Marsa odaklanıp Mars programını başlattılar, hatta 1-2 uydu gönderip Mars yüzeyini fotoğraflamayı da başardılar. Ruslar ise Venüs’e Venera7 adlı sondayı indirmeyi başardılar ve Venüs macerası da tam burada son buldu. Sonda Venüs yüzeyinde 23 dakika ancak çalışır durumda kalabildi ve bu sırada yaptığı kayıtlarda Venüs’ün yaşam dolu değilde, daha çok bir cehennem olduğu anlaşıldı. Çok yüksek sıcaklıklarda olan atmosferde sülfürik asit ve öldürücü gazlar ile dolu olmasının yanı sıra sürekli şimşekler ve yıldırımlar durmaksızın patlayıp çatlıyordu. Bu dönemin ardından Uzay yarışı biraz durulmaya başlasa bile Ruslar 19 Nisan 1971’de daimi uzay istasyonu kurmayı başardılar ve bunun arkasından ikincisi de geldi. Ancak bu milyarlarca paranın aktığı uzay macerasından Ruslar yavaş yavaş çekilmeye başlamıştı çünkü bir yandan da Dünya’da silahlanmaya ve silahlandırmaya devam ediyorlardı. 1991 yılında Sovyet ekonomisinin çökmesiyle bu meşhur Soğuk Savaş dönemi sona erdi. Aklın mantığın bir kenara bırakılıp, sırf rakibin önüne geçmek adına bütün paraların, kaynakların bu işe akıtıldığı, yeri geldiğinde insan ve canlı hayatının hiçe sayıldığı bir dönemdi uzay yarışı. Şu anda durulmuş olsa da bu konuda çalışmaları olan ülkeler hala bulunmakta, bu işin içine Çin’de girmiş bulunmakta, Rusya ve Amerika diğer yandan aynı şekilde devam etmekte. Ay’ı kolonileştirmek ve Mars yüzeyine insan indirmek gibi hedeflerin olduğu bu safhada gelecekte bizi nelerin beklediğini hep birlikte göreceğiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here