Kıbrıs Barış Harekatı

0
453

Kıbrıs Barış Harekatı, Türkiye Cumhuriyeti Devlet’i tarafından, Kıbrıs adasındaki Rumların, Türklere işkence, zulüm ve katliam yapması sonucunda, 20 Temmuz 1974’te başlattığı harekattır.

Adanın tarihine kısaca değinecek olursak. Kıbrıs, Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1571 yılında fethedilmiştir. 300 yıldan uzun süre Osmanlı toprağı oldu. Ancak 93 harbinde Osmanlı’nın Ruslara yenilmesiyle her şey değişti. İngiltere’nin desteğini almak isteyen Osmanlı, 1878’de Berlin Antlaşmasını imzaladı. Bu antlaşmaya göre ada toprağı Osmanlı’da kalacak ancak idari kontrol İngiltere’de olacaktı. I. Dünya Savaşında Osmanlı’nın, İngiltere karşısında yenilen tarafta olmasıyla birlikte İngiltere adayı ilhak ettiğini açıkladı ve ada komple İngiltere yönetimine geçti.

1920 yılında Rumların, İngiltere’nin onayını almadan Yunanistan’a katılma plebisiti yapmak istemesi ve Birleşik Krallık yönetiminin buna izin vermemesi, Rumların önce Birleşik Krallığı adadan çıkarmaya yoğunlaşmasına neden oldu. Devamında Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin yürüttüğü görüşmelerin sonucunda 1959 yılında Türk ve Rum halklarının ortak yönetecekleri bir Kıbrıs Devletinin kurulması kabul edildi. Varılan mutabakata göre Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantör ülkeler oldu. Yani Kıbrıs’ta anayasal düzeni bozmaya yönelik herhangi bir girişimde, söz konusu 3 devlete müdahale yetkisi verildi. Birleşik Krallığın adadan çekilmesiyle Rumlar Türkler ile birlikte ortak devlete razı olmadılar. Kıbrıs’ın tüm yönetimine kendileri el koyma yoluna gittiler. Uluslararası anlaşmaları ve anayasayı çiğneyerek, Kıbrıs Cumhuriyetinin ilk cumhurbaşkanı olarak seçilen Makarios öncülüğünde kurulan EOKA (Kıbrıs Milli Mücadele Örgütü) adlı Rum örgütü, Türklere karşı saldırılara başladı. Bu saldırıların en kanlısı ise 1963 Aralık ayında düzenlendi. Saldırı, tarihe “Kanlı Noel” adıyla geçecek kadar vahşiydi. Yüzlerce Türk bir gecede katledildi. Her geçen gün artan olaylara Türkiye kayıtsız kalmadı. Türk savaş uçakları, Lefkoşa üzerinde uçarak Rumlara ilk mesajı verdi. Saldırıların artması üzerine Türkiye Ada’ya müdahale hazırlığına başladı.

1964’te İsmet İnönü hükumeti, TBMM’den Kıbrıs’a müdahale yetkisi aldı. Hükumet, 7 Haziran’da Ada’ya müdahale edeceğini duyurdu. Ancak ABD devreye girmekte gecikmedi. ABD Başkanı Lyndon Baines Johnson, 5 Haziran’da İsmet İnönü’ye mektup yazdı. Tarihe “Johnson Mektubu” olarak geçen mesajda Türkiye’den harekattan vazgeçmesi istendi. ABD’den gelen açık tehdit üzerine Kıbrıs’a müdahale planı rafa kaldırıldı. Harekattan vazgeçilmesi ile EOKA’nın faaliyetleri daha da cüretkar oldu. Özellikle 1967’den itibaren Türklere karşı olan baskı gitgide artırıldı. Katliamlar yeniden başladı. Zorunlu göçlerle Türk halkı adanın yüzde 3’ü kadar bir bölgeye sıkıştırıldı.

20 Temmuz 1974 sabahı Türkiye, Kıbrıs Barış Harekatını başlattı. Dünya harekatı Başbakan Bülent Ecevit’in yaptığı tarihi açıklamayla duydu. “Biz aslında savaş için değil barış için, yalnız Türklere değil Rumlara da barış getirmek için Ada’ya gidiyoruz.” Harekat haberi Kıbrıslı Türkler tarafından sevinçle karşılandı. Harekat kapsamında Türk paraşütçüler, sabahın erken saatlerinde Kıbrıs semalarında göründü. Türk ordusu Lefkoşa civarına havadan indirme, Girne civarına ise denizden çıkarma yaptı. Yaklaşık 3 bin asker harekatta görevliydi. Adada savaş sürerken haberleşme ve koordinasyon eksikliğinden dolayı Kocatepe muhribi, Türk uçaklarınca batırıldı. 54 asker hayatını kaybetti. Kurtulmaya çalışan bir kısım askerler İsrail, Lübnan, Libya ve İngilizler tarafından kurtarılarak Türkiye’ye gönderilmiştir. Bu olay üzerine Pakistan, seyyar bir hastane, İran seyyar bir hastane ve sağlık malzemesi gönderirken, Libya Türkiye’ye başta yedek parça olmak üzere her türlü yardımı yapmaya hazır olduğunu bildirmiş ve gerekli yedek parçalar Libya tarafından karşılanmıştır. Gece boyunca süren çatışmaların ardından Türk ordusu, Rumların direnişini kırmayı başardı. Müdahale başarılı olsa da sorun tam olarak çözülemedi. Çünkü Türk köylerinde Rumların baskısı artarak sürüyordu.

Dış baskıların da artması neticesinde, Türk hükumeti, BM Güvenlik Konseyinin 353 sayılı kararını kabul ederek harekatın üçüncü günü olan 22 Temmuz 1974 itibariyle ateş kesmeye karar verdi. 353 sayılı BMGK kararının 5. maddesine göre Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin Kıbrıs’ta anayasa düzeninin yeniden kurulması amacıyla, derhal görüşmelere başlaması gerekmekteydi. 25 Temmuz 1974’te toplanan I. Cenevre Konferansı, 30 Temmuz’da imzalanan anlaşmayla son buldu. Taraflar, Kıbrıs Cumhuriyetinde Türk ve Rum olmak üzere iki özerk idarenin olduğunu kabul ettiler. Garantör devletlerle Türk ve Rum toplumlarının temsilcilerinin katılacağı ikinci bir konferansın yapılmasına karar verildi.

II. Cenevre Konferansı’na kadar Rum ve Yunan askerlerin Türklerin bulunduğu bölgeden çekilmeleri gerekiyordu. Ancak çekilmedikleri gibi saldırılarını da sürdürdüler. Bu olayların gölgesinde toplanan II. Cenevre Konferansı 8 Ağustos 1974’te başladı. Görüşmelerden bir sonuç çıkmayacağına kanaat getiren Türk yetkililer, 14 Ağustos saat 02.20 de dağılacak olan konferansın henüz devam ettiği sırada, harekatın yeniden başlamasına karar verdi. Dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş, derhal Ankarayı aradı. Harekatın yeniden başlatılacağı anlamına gelen “Ayşe Tatile Çıksın” parolasını, Başbakan Bülent Ecevit’e bildirdi. 14 Ağustos 1974 saat 04.30 da Türkiye harekete geçti ve Türk ordusu, ikinci harekatta kısa sürede başarıya ulaştı. Adanın neredeyse yüzde 35 kadar bölümü ele geçirildi. Bölgede yaşayan Türk halkının güvenliği bu kez tamamen sağlandı.

Yunan Temyiz Mahkemesi cuntacılar hakkındaki dava sonunda 21 Mart 1979 günü 2558/79 sayılı şu kararı verdi: “Zürih ve Londra antlaşmalarına göre Kıbrıs’a yapılan Türk askeri müdahalesi yasaldır. Türkiye, yükümlülüklerini yerine getirme hakkı olan garantör devletlerden birisidir. Esas suçlular darbeyi hazırlayan ve icra eden ve bu suretle de bu müdahalenin koşullarını hazırlayan Yunan subaylarıdır.”

Kıbrıs Barış Harekatında Türk ordusu, 498 şehit verdi. Kıbrıs Türk tarafı ise, harekatta 70’i mücahit, 270 kişiyi kaybetti. Kıbrıs Türklerinin genel olarak verdiği şehit sayısı ise 1672 olarak kayıtlara geçti. Sonuçta harekat sayesinde Kıbrıs’ın bugünkü sınırları çizildi. 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. Rauf Denktaş, Federe Devlet ve Meclis Başkanı oldu. 15 Kasım 1983’te ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin (KKTC) kuruluşu dünyaya ilan edildi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanı da yine Rauf Denktaş oldu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here