İKİ TÜRK’ÜN MÜCADELESİ : TİMUR VE BEYAZİD

0
230

Değerli İmuhar okuyucuları; bu sayımızda sizlerle Timur ile Yıldırım Bayezid’in arasındaki mücadeleyi inceleyeceğiz. 1392-1397 yılları arasında yaptığı seferde büyük başarılar kazanan Emir Timur, Suriye civarlarına geldiğinde karşısında güçlü bir savunma bloğu bulmuştu. Bunlar; Altınorda,Osmanlı,Memlük ve Sivas merkezli Kadı Burhanettin devletleriydi. Bu devletlerin hepsiyle savaşmak kolay olmayacağından Timur, yönünü kuzeye çevirmek zorunda kaldı. 1394 yılında ilk iş olarak Altınorda devletine saldırıp bu devleti ağır bir yenilgiyle saf dışı bıraktı. Bu zafer sonrası Emir Timur, bu bölgeyi tekrar dönmek üzere terk edip ordusuyla Hindistan seferine çıktı. Bu gelişmeler Anadolu ve Orta Doğu’nun güçlü devletlerini mecburen yakınlaştırdı. Memlük sultanı ile Bayezid bu dönemde doğudan gelebilecek bir tehdide karşı  ilişkilerini sağlamlaştırdı. Timur tehlikesine karşı aralarındaki buzları eriten bu iki devlet için işler gayet yolunda gidiyordu ancak 1398 yılında yaşanan bazı olaylar her şeyi değiştirecekti.

1398 yılında Akkoyunlular, Sivas kadısı Burhanettin’i öldürdüler. Tesadüf budur ki; bu olayın hemen sonrasında Memkük emiri Berkuk da hayatını kaybetti. Bu gelişmeler en çok Timur’un işine gelmişti, batıdaki iki düşmanının ölümü onun yüzünü güldürdü.

Anadolu coğrafyasında Yıldırım Bayezid başarılı şekilde yönettiği Osmanlı Devletini kısa sürede büyütmüştü. Kararlı ve azimli olan Bayezid’in hedefi Anadolu’da siyasi birliği sağlamaktı. Bölgedeki iki Emirin ölümü ve ardından ortaya çıkan otorite boşluğu yetmezmiş gibi şimdi de Memlüklülerde yaşanan iç isyanlar Timur’a karşı oluşturulan bloğu iyice zayıflatmıştı.

Daha önce Timur’un bölgede bıraktığı birlikler bu karışıklıklardan da yararlanarak Sivas’ı işgal etti. Bölge halkı Bayezid’den yardım isteyince Osmanlı birlikleri derhal sefere çıktı. 1399 yılında Osmanlı bölgeye gidip Sivas,Tokat ve Kayseri gibi mühim şehirleri almayı başardı. Bununla yetinmeyen Bayezid, Memlük Devletinin iç karışıklıklarından faydalanarak o sıralar Memlük sınırlarına bağlı olan Malatya,Divriği,Elbistan ve Darende’yi de aldı. Bu fetihler Anadolu’nun savunması için kritik öneme sahipti.

Yaşanan bu gelişmeler Bayezid ile Timur’un çok yakında karşı karşıya geleceğinin habercisiydi. Timur, cihan devleti kurmak ve doğuya yapacağı seferler sırasında arkasında güçlü bir devlet bırakmak istemiyordu. Bayezid ise Anadolu’da siyasi birliği kurmak ve Timur tehdidini sona erdirmek istiyordu.

1399 sonunda Timur nihayet Hindistan seferinden dönüp kışı geçirmek için simdiki Azerbaycan  topraklarına geldi. O esnada Bayezid Timur’a haber yollayıp Erzincan Emiri’nin eskiden olduğu gibi kendisine vergi vermesini talep etti. Bu istek savaşa giden sürecin ilk kıvılcımıydı. Stratejik önemi olan bölgeleri Bayezid’e bırakmaya yanaşmayan Timur, Bayezid’e aşağılayıcı sözlerle karşılık verdi. Bu, Timur’un stratejisiydi, Timur rakibini kışkırtarak onu hata yapmaya zorluyordu. Bu sayede Türk-İslam alemi tarafından sevilen Osmanlı Devleti’ne ilk hamleyi yaptırıp hem kendini haklı gösterecek hem de Bayezid ile savaşmak için bir sebep sunabilecekti.

Bu olaylardan sonra Timur’un birlikleri 1400 yılında Sivas’ı kuşattı. Rivayetlere göre Timur, kuşatma esnasında eğer karşı taraf teslim olursa kimsenin kanını dökmeyeceğine söz vermiş, şehir teslim olduktan sonra şehri savunan birlikleri derince kazdırdığı çukurlara diri diri gömüp kan akıtmama sözünü yerine getirdiğini belirtmiştir. Sivas”tan sonra Timur güneye yönelip Memlük Devletinin iç karışıklığından faydalanıp Malatya’dan başlayıp Şam’a kadar fethetti.

Bu esnada Timur’dan kaçan Karakoyunlu Yusuf ve Celayirli Ahmet Bayezid’e sığındılar. Suriye’de bulunan Timur, sığınmacıların iadesini ve Osmanlı’nın kendisine boyun eğmesini talep etti. Bunun üzerine Bayezid ile Timur’un arasında hakaret ve küfürleşmeye kadar varan mektuplaşmalar yaşandı. Bayezid, Timur’a topal olduğu için ”aksak” diye hitap ederken Timur da askerleriyle at koştururken gözüne gelen çakıllar nedeniyle bir gözünü kaybeden Bayezid’e ”kör” diye hitap ediyordu. Artık savaş kaçınılmaz olmuştu.

1402 baharında yola çıkan Timur Sivas’a kadar ilerledi. Bu sırada Bayezid İstanbul kuşatmasındaydı ve şehrin düşmesine ramak kalmıştı. Bizans kaynaklarında şehrin artık kuşatmaya dayanamadığı ve İmparator’un şehri teslim etmek için elçi göndermeye hazırlandığı bunu kanıtlar niteliktedir. Timur’un harekete geçtiğini öğrenen Bayezid, derhal kuşatmayı kaldırıp ordularını topladı ve doğuya yönelip Kızılırmak ve Yeşilırmak arasında mevzilendi. Timur ise rakibinin mevzilendiği savaş alanına gitmedi. Rakibini yormak ve savaş alanını kendi seçmek istiyordu. Bu sebepten Bayezid’i arkasına alarak Ankara’ya ilerledi. Şehir Timur tarafından kuşatılsa da bir türlü düşmüyordu. Yıldırım Bayezid en iyi yaptığı şeyi yapıp hızla rakibine yetişti ve iki ordu Ankara önlerinde karşılaştı.

1402 yılının temmuz ayında iki ordu karşılıklı cephelenmişti. Yorgun olan Osmanlı ordusu, Timur’un kuyuları tahrip etmesi nedeniyle susuz kaldı ve dezavantajlı konuma düştü. Ancak Timur’un üstün yanları bundan ibaret değildi, kaynaklara göre Timur’un ordusu Osmanlı ordusuna kıyasla 40.000 ila 50.00 kişi daha fazlaydı. Bunun yanında Timur’un ordusunda filler de vardı. Atlı birliklerin yoğunlukta olduğu Osmanlıya karşı filler büyük bir kozdu çünkü filleri gören atların hızı kesiliyor ve kontolü zayıflıyordu. Günümüzde Ankara Pursaklar olarak bilinen mevkide ağaçlık alanda Timur’un fillerini sakladığı ve buranın isminin ”Fil saklar” kelimesinden türediği rivayet edilir.

Timur’un rakibine karşı elde ettiği avantajların yanı sıra savaşın başlarında Şehzade Süleyman’ın arkasındaki 20.000 kişilik Tatar birliklerinin bir anda saf değiştirmesi, ardından aynı kanatta yer alan Saruhan,Menteşe ve Aydın yöresinden gelen beylik askerleri de Bayezid’e ihanet etmişti. Sağ kanattaki Germiyanoğulları da taraf değiştirince sırasıyla Sadrazam ve şehzadeler savaşın bittiğine kanaat getirerek savaş alanından çekilmişti. Ağır bir yenilgi alan Sultan Bayezid ise savaş alanından kaçmayı reddederek Timur’a esir düştü ve bu gelişmeler bloğun son güçlü devleti olan Osmanlı Devletini de Fetret Devrine sokarak 11 yıl boyunca sürecek iç karışıklığa sürüklemiş oldu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here