Değeri Sonradan Anlaşılan Deha: Alan Turing

0
335
Alan Turing

Merhaba İmuhar okuyucuları. Bu sayıda sizlere dünyada yaşamış en önemli beyinlerden biri olan Alan Turing’in ilginç, başarılarla dolu, ancak trajik sonlanan hayat hikayesinden bahsedeceğim.

Turing,1912 yılında İngiltere’de dünyaya gelmiştir. Zekası daha çocuk yaşlarında belliydi. Öyle ki çocukluğunda arkadaşları, öğretmenleri ve çevresi ya ona hayrandı ya da ondan nefret ediyorlardı. Yirmi altı yaşını doldurmadan iki kere doktora yaptı. Eğitiminin büyük bir kısmını İngiltere’de tamamladıktan sonra Amerika’ya gitmiş ve Princeton Üniversite’sinde bazı çalışmalarda bulundu. Bir dönem Polonya’ya gidip burada şifre kırma makineleri üzerinde çalıştı,1935 yılında tekrar İngiltere’ye dönüp, felsefe üzerine ikinci doktorasını verdi. Matematik, algoritma, kombinasyonlar… gibi konularda inanılmaz zeki bir insan olan Alan Turing, bilim felsefesi doktorasıyla ufkunu iyice genişletmiş bir dehaydı. 1938 yılında eğitimini tamamladıktan sonra İngiltere Cambridge Üniversite’sinde dersler vermeye başladı ve aynı zamanda İngiliz Kraliyet Donanması’nın Kriptoloji(şifre kırma) bölümünde çalışmaya başladı.

ENIGMA

1940 yılında Kriptoloji bölümünün başına geçmiş ve 1941 yılında ilk “ENIGMA” makinesinin şifrelerini kırmayı başardı. Almanlar buna karşılık ikinci ve kırılması daha zor olan “ENIGMA”yı kullanmaya başladı. Turing, bu makinenin şifresinin kırılması için insan zekasının ve becerisinin yeterli olmadığını düşündü. Çünkü ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın bir kaç tesadüf dışında, gereken zamanda şifrelerin çözülmesi mümkün olmuyordu.

BOMBE

Bunun üzerine 1942 yılında Amerika’nın da desteği ile birlikte “BOMBE” adı verilen ilk cihazını yaptı ve savaşın kazanılmasında büyük bir rol oynadı. (Bir çok otorite bu cihazı, dünyanın ilk bilgisayarı kabul etse de modern anlamda bildiğimiz bilgisayar gibi çalışmıyordu. Transistörler yerine çarklar ve dişlilerden oluşan bir makineydi.) Söylenilenlere göre, Turing sayesinde 2. Dünya Savaşı iki yıl erken bitti ve on dört milyar insanın ölmesinin önüne geçilmiş oldu.

Savaşın kazanılmasının ardından İngiliz Donanması Kriptoloji Bölüm’ünde, Kriptoloji bilimine çok büyük faydaları dokundu ve 1945-1947 yılları arasında Dünya’nın ilk modern bilgisayarının tasarımında bizzat görev aldı. 1947’de bu ekipten ayrıldı ve bu bilgisayarda kullanılabilecek, bilgisayar dilinin yazılımına geçti. Bu da dünyada bir ilkti. Aynı zamanda Turing Testi’nin kaynağı olan “düşünen makineler” fikrini, yani “yapay zeka” fikrini de dünyada ilk kez ortaya attı. Bu fikir o zamanlarda felsefi bir fikirdi. Ancak günümüzde bu fikre çok da uzak sayılmayız.

Bilime büyük katkıları olan Turing, o yıllarda “İngiltere’nin Dahi Çocuğu” unvanını elde etti. Buraya kadar her şey güzeldi fakat 1950 yıllarından sonrası Turing için pek iyi geçmedi. Turing, bir eş cinseldi ve dönemin İngiltere’sinde eş cinsellik ahlak suçu kabul edildiği için eş cinsel kimliğini hep gizlemek zorunda kaldı. Ancak 1951 yılında başına gelen bir olayla birlikte bu kimliği açığa çıktı. Geçmişte yaptıkları hiçe sayılan Turing, mahkemede suçlu bulundu. Mahkeme kendisine yasalar gereği iki seçenek sundu: Ya hapis ya da kimyasal hadım. Bu suç ile hapse girmenin sonuçlarını tahmin edersiniz. Tabi üzerinde çalıştığı icadından da ayrı kalmak istemiyordu. Sonuç olarak kimyasal hadımı seçti. 1 yıl boyunca hormon iğneleri yapıldı ve bu aldığı ilaçlar zihnini bulandırıp eskisi gibi düşünemez hale getirdi. Cinsel kimliği de açığa çıktığı için, devlet ile ilişkisi kesildiği yetmezmiş gibi birde hiç bir üniversite, hiç bir kurum kendisi ile çalışmak istemedi.

Hayatının son dönemlerinde iyice toplumdan dışlanmış ve kötü bir muamele görmüş ve sonunda 7 Haziran 1954 sabahı yatağında ölü halde bulunmuştur. Polis raporuna göre Alan Turing, siyanür enjekte edilmiş bir elmayı ısırarak intihar etti. Buna kanıt olarak ise,  yatağının başında bulunan ısırılmış elma gösterilmiş ancak ne elmaya ne Alan Turing’e herhangi bir test yada otopsi yapılmadı. Acele bir şekilde gömülüp olayın üstü kapatıldı. Bu noktada farklı iddialar mevcut. Olayın gerçekten bir intihar olduğunu savunanlar da var. Çünkü Turing’in bunalımı iyice artmış durumdaydı. Ya da bir kaç farklı sebebe bağlı olarak öldürüldüğü iddiasını savunan bir kesim de mevcut. Olayın sonunda büyük deha, büyük haksızlıklara uğrayarak ölmek zorunda kalmıştır.

Ölümünden bir süre sonra İngiliz hükümeti tarafından itibarı geri verilmiş, Kraliyet nişanı ile onurlandırılmış, üniversitelerde hakkında bölümler açılmış, heykelleri dikilmiş, hakkında kitaplar yazılıp filmler çekilmiş… ama bunların hepsi ölümünden çok sonra.

Steve Jobs, bir Alan Turing hayranıydı. Söylenilenlere göre Apple firmasının ismi ve logosunun çıkış noktası da, Turing’in ısırarak intihar ettiği söylenilen elmadan gelmektedir. Önceki kullanılan logolardan birinin de gökkuşağı renklerinde olması küçük bir işaret kabul edilebilir. Ancak firma hiç bir zaman resmi bir şekilde bunu doğrulamamıştır.

Yazıma yavaş yavaş son verirken bir hayal kurmanızı istiyorum. Bu büyük deha bir şekilde öldürülmemiş ya da intihar etmemiş olsaydı acaba bilim ve teknolojiye daha neler kazandıracaktı? Yeni yeni icat ettiğimiz makineler çok öncelerden zaten icat edilmiş olacak mıydı? Ya da Alan Turing, hiç var olmasaydı. Acaba günümüzde Dünya nasıl bir yer olacaktı? Almanlar savaşı kazanıp, Dünya’nın tek hakimi olacaklar mıydı? Bilgisayarlarımız var olacaklar mıydı? Makinelerin de düşünebildiği fikri, yani yapay zekalar, insanların kafalarını kurcalayıp, hayallerini süsleyebilecek miydi? Kim bilir…Fikirlerinizi yorum olarak benimle de paylaşabilirsiniz. Konu hakkında izlediğim “ENIGMA” filmini izlemenizi öneririm. Bir sonraki sayıda görüşmek üzere…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here