2. Dünya Savaş’ında Silah Teknolojileri ve Liderler

0
213

2. Dünya savaşında Silah Teknolojileri ve Liderler

Değerli İmuhar okuyucuları, bu ay sizlerle 2. Dünya Savaş’ının silah teknolojileri, liderler ve milletlerin karakteristik özellikleri ve ülkeler arası rekabeti değerlendireceğiz.

İlklerin yaşanacağı bu savaşta öncelikle yeni silah teknolojilerini değerlendirmek istiyorum. Bunun için söz konusu yıllardan biraz daha geriye gitmek gerekiyor. 1914-1918 yılları arasında özellikle İngilizler tarafından kullanılan tanklar, onlara Almanlarla olan mücadelelerinde büyük bir avantaj sağlamış ve savaşın asker ya da tüfekten ibaret olmadığı herkesçe anlaşılmıştı. Aynı dönemde kullanılan uçaklar, savaş gemileri gibi diğer silahlı donanımları ikinci savaşta geliştirilmiş biçimde görüyoruz.

2.Dünya savaşı başlamadan hemen önce silahlanma çabalarını göze çarpar biçimde başlatan ülke Almanya olmuştu. Şimdinin bilindik markaları olan BMW, Mercedes, Opel, Porsche gibi firmalar dönemin Alman ordusuna büyük ölçüde askeri kamyon, motosiklet, tank gibi donanımlar üretiyordu. Bazı Nazi propaganda afişlerinde bu markaların sembollerini görmek de mümkün.

Naziler önlerine gelen projeler arasında askeri teknolojiye yönelik olanlara öncelik veriyor ve onları destekliyorlardı ki yeterince donatılmış ordu 1. Savaşın lekelerini silmek için harekete geçsin. Savaşın ilk yıllarında bu yatırımların karşılığını Fransızların Maginot hattını aşarak ve İngiliz hava sahasında Alman hava kuvvetleri Luftwaffe ile üstünlük sağlayarak aldılar. Ancak doğu cephesinde tam anlamıyla şoka uğradılar. Bunun sebebi Rusların her zaman yardımına koşan sert kış iklimi ve efsanevi T-34 tankları. Şimdi bu iki sebebi biraz inceleyelim.

Alman tankları genel olarak minimal, hızlı hareket edebilen, Blitzkrieg taktiği ile bütünleşik tanklardı. Bu yapıları sayesinde kendilerinden atış gücü ve zırh kalınlığı olarak daha üstün gelen Fransız tanklarını avlayıp kısa sürede zafer kazanmışlardı. Ancak aynı tanklar Rus cephesine gittiğinde karşısında Fransızlara oranla çok daha güçlü Sovyet tanklarını gördü. Sovyetler tanklarını hem çok güçlü hem de çok basit üretmişlerdi. Bir Sovyet mürettebatı, tank arıza verdiğinde kısa sürede arızayı onarıp yola devam ederken, Alman mürettebatı karmaşık mühendislik içeren kendi tanklarını oldukları yerde bırakmak zorunda kalıyor, bu da bir çok Alman tankının cepheye gidemeden kullanılmaz hale gelmesine sebep oluyordu.

 

Savaşın kızıştığı ve Alman tanklarının güçsüz kaldığı dönemlerde Hitler’in emriyle T-34 ile baş edebilmesi için yine bir efsane olan Tiger tankları üretilmeye başlandı. Teknik detayları bir yana bırakırsak bu tank tasarım olarak T-34 gibi kendine isabet eden mermiyi sektirecek bir eğime, karmaşık Alman mühendisliğine, büyük ebatlara ve yüksek arıza yapma oranına sahipti. Tam olarak Hitler’in DNA’larını taşıyor demek yalan olmaz. Hitler bir tank yapılacaksa en heybetlisinin yapılmasını, bir askeri üs yapılacaksa en büyüğünün yapılmasını emrederdi. İhtişamı sever ve pratik çözümlerden kaçınıp gövde gösterisini tercih ederdi.  Ruslar ise bunun tam tersi olarak üretmesi ve tamiri kolay, pratik ve kullanışlı anlayışıyla hareket ettiler.

Sonuç olarak pahalı, büyük ve karmaşık Alman tankları Rus steplerine saplandı, dar sokaklarda işlevsiz kaldı ve kaybedilen her bir tankın yerine yenisinin gelmesi aylar aldı. Öte yandan Ruslar kaybettikleri her bir tankın yerine yüzlercesini koyarak pratik çözümlerin işe yarar olduklarını kanıtladılar.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here