2. Dünya Savaşı Yıllarında Yahudi Meselesi

0
336

2. Dünya Savaşı Yıllarında Yahudi Meselesi

Birçoğumuzun aklına ikinci dünya savaşı denildiğinde Yahudi soykırımı gelir. Peki neden Naziler Yahudilere yönelik böyle bir saldırıda bulundu? Hedef neden mesela Budistler,ateistler,Müslümanlar değil de özellikle Yahudi toplumuydu? Yahudilerin ne özelliği vardı ki? Bu yazımızda 19. Yüzyıl sonu 20. Yüzyıl başında Avrupa’da yayılan Yahudi karşıtlığı fikrine detaylıca bakacağız ve bu sorulara yanıt arayacağız.

Önce Yahudi denildiğinde aklımıza nasıl bir imaj geliyor ona bakalım. Bir çoğumuzun aklına Yahudi denildiğinde örgülü saçları olan, garip sakallı,garip şapkalı,uzun siyah paltolu ve büyük ihtimalle ticaretten zengin olmuş bir toplum gelir. Ancak Orta Avrupa’da o zamanlar durum pek de öyle değildi. Çoğu Yahudi artık bir çok Yahudilik özelliğini kaybedip asimile olmuştu Avrupa toplumunda. Ancak bunun müthiş bir entegrasyon olduğunu söylemek gerek. Öyle ki; Yahudilerin büyük çoğunluğu, içinde yaşadığı toplumla uyumlu giyiniyor, domuz eti yiyor, içki içiyor ve en önemlisi büyük çoğunluğu bulunduğu toplum içerisinde vatansever bir vatandaş olarak yaşıyordu. Peki sorun neydi?

Biliyorsunuz 1914 yılında başlayan ve Avrupa’da galip veya mağlup farketmeksizin bütün devletlere ağır darbe vuran 1. Dünya savaşı sonrası Almanya için yakın tarihin en kötü günleri başlamıştı. Bu esnada Almanlar bir yandan açlık,işsizlik ve enflasyonla boğuşurken bir yandan da günah keçisi ilan edecek birilerini arıyorlardı. O zamanlar küçük ve dikkate alınmayan bir grup olan Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi(NSDAP) mensupları ve onların etkileme gücü yüksek akıl hocaları (Dietrich Eckart) savaşı kaybedip bu acıları Alman halkına yaşatanları Yahudiler olarak gösterdiler. Fakat bu küçük gurubun şimdilik serseri bir çeteden bir farkı yoktu. 19.yy’dan beri söylenen saçma ırkçı sözleri tekrarlamaktan başka bir şey yapmıyorlardı. Bu sırada Dietrich Eckart orduda düşük rütbede görev yapan hitabet gücü yüksek ama görgü ve ahlak yönünden biraz eksik olan bir askerle tanıştı. Bu asker Adolf Hitler’di. Bugün Nazilerin en ünlü isimleri olarak tanıdığımız kişiler aslında Nazi partisi kurulduğunda bu harekete mensup değillerdi. Nazilerin yükselişini başka bir sayımızda detaylıca göreceğiz ve orada daha iyi anlayacağız ki bu küçük grup tam da ihtiyaç duyduğu adamı bulmuştu. Hitler, Nazi partisinin başına geldiği andan itibaren yüksek hitabet gücüyle bir şeylere inanmak isteyen Alman halkını kısa sürede etkiledi ve kendi düşüncelerini halka aktarıp Yahudi düşmanlığı meselesini arkasına yaslanıp izlemesi yeterli oldu. Çünkü Almanlar onun fikirlerini öyle benimseyecekti ki bir çoğu Hitler’den daha çok Nazi olacaktı. Peki Hitler’in halka empoze ettiği fikirler neydi?

Hapishane günlerinde yazdığı “Kavgam” adlı kitabında bu fikirleri açıkça görüyoruz.
Orada kalıplaşmış bir cümle vardır “Yahudi tekeli” bu cümle şunu ifade eder; Evden çıktınız gündemi takip etmek için bir gazete aldınız bu gazetedeki içerikler çok büyük ihtimalle bir Yahudi tarafından tasarlanmıştır yani Yahudilerin istediği şeyleri okursunuz geri kalanlardan haberiniz olmadan yolunuza devam edersiniz. Çalışmak için fabrikaya gidersiniz. Çok büyük ihtimalle bu fabrikanın sahibi veya muhasebecisi bir Yahudidir ve onların uygun gördüğü kadar maaş alırsınız. Çıkıp eve gidersiniz. Bu süreç içinde hayatınızda olan bir çok şeye büyük ihtimalle bir Yahudi’nin parmağı dokunmuştur. Yahudiler kendini geliştirmiş, okumuş, bilimle uğraşan seçkin bir toplum haline gelmişken , Almanlar çoğu zaman fabrikada çalışan veya ayak işleri yapan bir toplum olmuştu. Bu da doğal olarak Almanların içindeki düşmanlığı tetiklemişti.

Nazilerin yükselişte olduğu zamanlarda Yahudilere yönelik bir çok saldırı gerçekleşti. Bu saldırılar soykırımın temellerini atıyordu. Mesela Yahudi dükkanları önünde duran SA kolluk kuvvetleri elinde “Burası bir Yahudi mağazasıdır , Yahudilere para kazandırmayın.” yazan pankartlarla gün boyu orada dururlardı. Yahudi dükkanları yakılır , Yahudilerle iyi geçinenler vatan haini olarak fişlenirdi. Bu da doğal olarak Yahudilerin toplumdan dışlanmasına yol açtı. Bir Yahudi ile herhangi bir ilişkiniz varsa geleceğiniz için pek iyi planlar yapma şansınız yoktu.
Savaşın başlarında aslında sanılanın aksine Yahudi katli çabucak başlamamıştı. Bu dönemde amaç Yahudileri Alman topraklarından sürmek , onları uzaklaştırmaktı. Bu dönemde başka bir yerde hayat kuracak kadar parası olan zengin Yahudilerin büyük bir kısmının kaçtığını hatta bazılarının Nazilere karşı savaşa katıldığını görüyoruz. Geride kalanların büyük çoğunluğu fakir Yahudiler ve Yahudi olduğundan haberi bile olmayanlardı. Bir insanın Yahudi olduğundan nasıl haberi olmaz diyebilirsiniz. Ancak Alman saflık yasasına göre en az 5 kuşaktır soyunuza Yahudi karışmaması gerekir eğer karıştıysa siz de Yahudi muamelesi görürsünüz. Hele ki SS olmak veya Hitler’in karargâhında özel bir görev almak isterseniz 11 kuşak ötenize kadar bakılır. Bunun tespiti kilise vaftiz kayıtları ve nüfus kayıtlarıyla yapılırdı.

Eğer gidenlerden değil kalanlardansanız büyük ihtimalle hayatınız artık ölmeyi isteyecek kadar kötü olacaktı. Öncelikle Yahudilere özel bir kaç aşağılayıcı kurala uymanız gerekirdi. Bunlar kaldırımlardan yürüyememek, banklara oturamamak, Yahudi olduğunuzu gösterecek pazu bandı takmak, bir Alman askeri görünce önünü ilikleyip selam vermek aksi taktirde dayak yemek, belli bir paranın üzerinde nakit bulunduramamak, paranın fazlasını Alman bankalarına yatırmak gibi kurallardır. Ancak bu sadece başlangıç.
Savaşın getirdiği ağır üretim yükünü çekmek için Yahudiler seçilmiş ve toplama kamplarında bir çok Yahudi bir parça ekmekle yaşama tutunmak için ağır işlerde çalıştırılmıştı. Bir kısmı bu iş yükü, kötü koşullar, yetersiz beslenme gibi nedenlerden ölmüş olup bir kısmı Nazi doktorların deneylerinde denek olarak kullanılmıştı. Örneğin insan kaç litre kan kaybedince ölür, insan en fazla ne kadar acıya dayanır gibi. Bu deneyler aslında ne kadar vahşice olsa da günümüzü tıbbına fazlaca katkı yaptıkları söylenebilir.

Savaşın sonlarına doğru Naziler kaybedeceğini anlayınca Yahudilere yönelik saldırılar bir kademe daha arttı. Artık Yahudiler gaz odalarında seri bir şekilde öldürülüyor, ölen Yahudiler yakılarak daha fazla cesede yer açılıyordu. Üstelik sadece Almanya’da değil Avrupa’nın her yerinde. Aslında soykırımın boyutları bugün bildiklerimizi bile aşmış olabilir. Bugün Yahudilere yönelik saldırıların sadece bir kısmını biliyoruz çünkü; kaybeden Naziler Yahudilere dair bir çok belgeyi son anda yakıp savaş suçlarını örtme yoluna gitmiştir. Buz dağının henüz görünen kısmına bakabilmemize rağmen Yahudi Soykırımı , Cengiz Han’dan sonra dünyanın en büyük ikinci katliamı olarak biliniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here