Türk Modernleşmesi ve Kadın Hareketleri         

0
503

 

Türk Modernleşmesi ve Kadın Hareketleri

Cumhuriyetin ilanı ile beraber yeni bir ulus inşa etme amacıyla bir çok alanda yenilik hareketleri görülür. Bu alanlardan birisi de kadın hakları alanıdır. Bu alanda öncelikle medeni kanunu ve daha sonrasında kadınlara verilen siyasi hakları görüyoruz. Bu haklar şüphesiz kadınlar için oldukça önemli kazanımlardır fakat bu noktada kadınlara verilen bu hakların tamamını devlet eliyle tepeden inmeci bir şekilde verilmesi bazı noktalarda eleştirileri maruz kalmıştır. Bu eleştirilerden bahsetmeden önce Osmanlı’da ve Cumhuriyetin ilk yıllarında kadın hareketlerinin tarihsel sürecinden bahsetmek istiyorum.

Osman devletinde kadın hareketlerine baktığımızda özellikle Tanzimat döneminde başlayan bir hareketlenme görüyoruz. Bu dönemde kadınlar özellikle yazın dünyasında kendilerini ifade etmeye başlıyorlar. Çok uluslu, çok dilli bir kadın hareketleri dönemi görüyoruz. Bu dönemde 1886 ( kimi kaynaklara göre 1884) yılında yayın hayatına başlamış, ilk kez sahibi ve tüm yazarları kadın olan, ”Şukufezar” dergisini görüyoruz. Bu dönemde kadınların özellikle eğitim, çalışma, boşanma, aile içi yer edinme gibi hakları için mücadele ettiklerini görüyoruz. Cumhuriyet dönemine geldiğimizde ise ilk olarak 15 Haziran 1923 tarihinde Nezihe Muhittin  önderliğinde toplanan kadınların Kadınlar Halk Fırkasını kurma kararı aldığını görüyoruz. Kadınlar Halk Fırkası Cumhuriyet tarihinin ilk siyasal parti girişimidir. Fakat bu hareketin kuruluş dilekçesi sekiz aylık bir sürenin sonunda kadınların henüz siyasal haklarının  olmaması sebebiyle reddedildi. Bunun sonucunda aynı isimler 7 Şubat 1924  tarihinde Türk Kadınlar Birliği’ni kurdu. Bu birlik 1935 yılına kadar aktif yaşamına devam etmiştir ve 1935 yılında amaçlarının gerçekleştirdikleri düşüncesiyle kendilerini fesh etmişlerdir.

Şimdi kadınlara verilen hakların eleştirildiği noktaya dönebilirim. Erken Cumhuriyet döneminde verilen bu haklar, Türk modernleşmesi çerçevesinde, kadınların batıya karşı bir”vitrin süsü” olarak kullanıldığı yönünde eleştirilere maruz kalmıştır. Bu eleştirilerin temelinde de verilen hakların yaşamsal alanda bir etkisinin olmaması yatar. Yani bu haklar verildikten sonra halka yayılması yönünde bir çalışma olmaması eleştirmiştir. Çünkü bu haklardan sadece seçkin bir kadın zümresi yararlanmıştır. Kadınların büyük çoğunluğu hala ataerkil normların altında yaşamaya devam etmiştir. 1935 yılından 1975 yılına kadar -1949 yılında tekrardan Türk Kadınlar Birliği’nin kurulması dışında- herhangi bir örgütlü  kadın hareketinin görülmemesi de bu tezi destekler yöndedir. Hatta işi biraz daha ileriye götürüp köy enstitülerindeki  kadın ve erkek çocuklarına uygulanan farklı eğitim modellerinin toplumda ataerkil normların yeniden üretimine sebebiyet vermesi de eleştirilmiştir. Tabii ki de tarihsel bağlamda detaylı bir incelemeye ihtiyaç duyulan bir konu olsa da ben feminist tarihçilerin değindiği noktaları aktarmaya çalıştım.

Kaynakça
Çakır, Serpil. “Türkiye’de Kadın Tarihi Çalışmaları.” BİA Haber Merkezi 28 Nisan 2006
Tekeli, Şirin.” On Maddede Türkiye’de Kadın Hareketi.” BİA Haber Merkezi 18 Eylül 2004
Çakır, Serpil.(2010) Osmanlı Kadın Hareketi, Metis Yayınları. İstanbul

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here