Rönesans ve Reform Hareketlerinin Batının Toplumsal Dönüşümüne Etkileri

0
1197

Rönesans ve Reform Hareketlerinin Batının Toplumsal Dönüşümüne Etkileri

Batıdaki bilimsel ve siyasi dönüşümlerin arkasına baktığımızda uygun zeminlerin oluşmasına öncülük eden bir takım hareketler olduğunu görüyoruz. Rönesans ve reform hareketleri batının toplumsal tarih açısından oldukça kilit hareketler olmuşlardır. Bu yüzden bu hareketleri kişiler bazında değil toplumsal bağlamda ele almalıyız. Bu hareketler batıdaki siyasal, felsefi ve bilimsel devrimler de oldukça etkilemişlerdir. Rönesans’ta Antik Yunan’a bir dönüş çabası vardır. Rönesans’ta olan olduğu gibi aktarılır bu yüzden Rönesans insanların dünya algısını değiştiğini temsil eder. İtalya dışı devletlerde tarımsal artı ürünün sahibi hakim sınıfken, İtalya’da o sınıfın dışında da kuvvetli bir burjuva sınıfı vardır. Rönesans’ı mümkün kılan da bu burjuvazi sınıfıdır. Burjuvazinin güçlenmesi, onun dünya görüşünün hakim olması o dönemi yani toplumsal zemini hazırlamıştır. Aynı zamanda Rönesansla beraber sanatta da teknik açıdan bir gelişme yaşanmıştır. Bunun sebebi hayatı daha iyi anlama çabasını sonucudur.

Rönesansla beraber değişen ve gelişen burjuva sınıfı kuzeye ulaşmıştır. Ve bu burjuva sınıfı zenginliği de beraberinde getirmiştir. Bu zenginlik ise kuzeyde Reform hareketlerine olanak sağlamıştır. Kuzeyde toprak aristokrasi yaygındı ve en büyük toprak aristokrat ise kiliseydi. Kilisenin bu egemenliğine son vermek amacıyla kiliseye karşı bir reform hareketi gerçekleşmiştir. Kilisenin o dönemde aynı zamanda siyasal bir rolünün olması da reformun kiliseye karşı olmasını etkilemiştir. Martin Luther’in kilisenin kapısına astığı bir bildiri kilisenin otoritesinin kökten sarsılmasına ve Protestanlık anlayışının çıkmasına sebebiyet vermiştir. Rönesans’tan farklı olarak reform hareketlerinde direkt olarak siyasal  bir otorite yıkılmış ve insanların daha rahat konuşabildikleri bir düşün ortamı yaratılmıştır. Bu düşünsel alandaki rahatlık devamında aydınlanma felsefesinin ihtiyacı olan zemini de hazırlamıştır. Buradan da şöyle bir sonuç çıkıyor; gerekli toplumsal zeminler, öncü toplumsal sınıflar bir toplumda mevcut değilse dönüşüm unsurlarını o topluma getirmek yeterli düzeyde fayda sağlamaz. Ve ulaştığımız bir diğer sonuçta; Rönesans hareketleri reformun oluşmasını olanak sağlamıştır. Reform hareketleri ise bulunduğu olduğu toplumsal zemin sebebiyle aydınlanma felsefesine olanak sağlamıştır. Aydınlanma felsefesi ise felsefi alandaki gelişmeler sebebiyle bilimsel alanda gelişmeleri sebebiyet vermiştir ve bilimsel alandaki gelişmeler ise sanayi devrimine olanak sağlamıştır. Burada aydınlanma felsefesinin önemi ise yapmış olduğu bireyselleşme vurgusundan gelmektedir. Aydınlanma felsefesinin önemli düşünürlerinden olan Kant’ın “Aydınlanma Nedir?” makalesinde yapmış olduğu “İnsanın kendi hakkını kullanabilme cesareti” vurgusu aydınlanma felsefesinin başat fikrini yansıttığını söyleyebiliriz. Bu cümleyi biraz daha açmak gerekirse, aslında insanın kendi aklını kullanarak hayatına devam etmesi gerektiğinden bahsetmektedir. İnsan ancak kendi aklını kullanarak düşmüş olduğu kötü durumdan kurtulabileceğini söyler. İnsana yapmış olduğu bu vurgu aydınlanma felsefesinin, sadece felsefe alanında değil bilimsel ve siyasal alanda da etkilerinin olmasına sebebiyet vermiştir.

Sonuç olarak; Weber’in çoklu nedensellik  fikrinden hareketle, herhangi bir değişime ya da devrime bakarken bu değişimin veya devrimin tarihsel gelişimini iyi incelemek gerektiğini söyleyebiliriz. Batının tarihinde ki siyasal, sosyal ve bilimsel devrimlerine baktığımızda Rönesans’la başlayan ve reformla  devam eden zincirleme bir reaksiyon gösterdiğini görüyoruz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here