ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ ÜZERİNE

0
323

ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ ÜZERİNE ( Z KUŞAĞI )

Öğretmenlik mesleğini yalnızca sınıfa girerek bildiklerini öğrenciye aktarmak olarak değerlendiremeyiz. Öğretme işi bir sanattır. Öğretmen de sanatçıdır.Yüzyıllardır en kutsal mesleklerin başında gelir hatta meslek olmaktan öte anlamlar yüklenir. Öğretmen, öğrenme ortamını hazırlayan ve öğrenmeye rehberlik eden kişidir. Öğretmen, öğretme sanatını icra ederken öğrencilerinin seviyelerine inen,onlar gibi düşünendir. Ve her zaman çözüm üretendir.

Öğretmenin etkileşim halinde olduğu şu meşhur Z Kuşağından biraz bahsedecek olursak; Z kuşağı olarak adlandırılan yani 2000’li yılların başında dünyaya gelen çocuklar ile ilgili birçok araştırma yapılmakta.Teknolojinin içine doğmuş,cep telefonsuz, tabletsiz, sosyal medyasız anısı olmayan bir kuşakla karşı karşıyayız.Övgüyü, sevgiyi, ödülü, cezayı bu araçlar üzerinden anlayan, abartılı özgüvenleri olan,her şeyden biraz anlayan ama hiçbir şeyi tam anlayamayan bir kuşak Z kuşağı.Hepsi kendi işini kurup pahalı spor arabalarını altına çekecekleri günlerin hayaliyle yanıp tutuşmakta.Çoğu blogger ya da youtuber olup tıklandıkça para kazanacaklarını düşünüyor. Her şeyi kolay elde etme istekleri ve özgürlüğe tutkuyla bağlılıkları hat safhada. Sanal olanı büyük bir zevk aracı ve anında tüketilmesi gereken bir nesne olarak algılıyorlar. Gündemi kaçırma korkuları onlarda bilinç kontrollerini zorlaştırıyor.

Fiziksel gereksinimlerimiz  bir tarafa hepimizin sosyal ve psikolojik gereksinimlerinin olduğu yadsınamaz. Aidiyet duygusu ve kabul görme isteği gibi ihtiyaçları tatmin etmek için farklı alanları kullanıyoruz. Sosyalleşme mi yoksa sosyalleşmeme mi? Ya da asosyalleşme mi?

Hal böyle olunca bu kuşağın ilgisini canlı tutabilmek ve derse odaklayabilmek öğretmenlerin de başlıca sorunu haline geldi. Ders anlatımlarında teknolojiyi kullanmak, birden fazla duyu organına hitap etmek olmazsa olmaz haline geldi. Her gün milyonlarca ders anlatım videoları, etkinlik paylaşımları yapılır oldu. Artık öğretmenin de trol olanı, absürt olanı, fenomen olanı çıkmaya başladı. Dozunu iyi ayarlamak şartıyla böyle eğitimcilerin dersi sevdirme çabaları takdirle karşılanmalı.Okulu seven çocuk öğretmenini seviyor demektir. Öğretmenini seven çocuk  dersi seviyor demektir. Dersi sevdirme işi takipçi sayısını artıma çabası ile  karışırsa o zaman öğrenci üzerinden prim mi yapılıyor sorularını akla getirebiliyor.Öğretmen dersin niteliğini bozmadan sınıfında eğlenceli vakit geçirecek video çekecek tabi ki de bunun dozu çok önemli. Çocuklar – “Öğretmenim hangi kamera bizi çekiyor? ” moduna girerse, doğal öğrenme ortamındaki özgürlüğe ket vuruyorsa, fenomen dediğimiz öğretmen sayfasında kozmetik ürün reklamı yapmaya başlıyorsa o zaman kantarın topunu kaçırmış olduğunu düşünebiliriz.En başta da demiştik öğretmenlik kutsi bir iştir. Öğretmen saygınlığını ve güvenilirliğini yitirmemelidir.

Öğretme sanatı icra edilirken, içinde basit ama uygulaması zor kuralları barındırır. Çocukları sevmek ile başlayıp onları meraklandırmak ve keşfetmelerine yardımcı olmak başlıca kurallardandır. Onları yüreklendirmek hata yapmalarına izin vermek. Ve en önemlisi öğretmenin bu süreçte en önemli yol gösterici olduğunun çocuğa net bir şekilde aktarılması bu zor kurallardan birkaçı. Öğretmen yolu gösterir o yoldan gitmesi gereken çocuktur. İnisiyatif alamayan ve her şeyi karşı taraftan bekleyen bir çocuğun yaşam becerilerinin yüksek olmasını bekleyemeyiz. Neyi arıyorsan sen O’sun demiş Mevlana. Zulmün peşindeysen zalim, aşkı arıyorsan aşık. Siz çocuğa neyi arattırabileceksiniz onu düşünün?

Dünya son 25 yılda çeşitli teknolojik gelişmelerin ışığında geçmiş yıllardan daha büyük bir hızda değişmiştir ve değişmeye de devam etmektedir. Dolayısıyla kuşak farklılıkları daha belirgin hale gelmiş ve bu farklılıkların yönetimi daha zor hale gelmiştir. Yeni eğitim metodları,yeni eğitim uygulamaları, yeni iş yapma biçimleri, yeni meslekler ortaya çıkmıştır. Bu durum bir yandan hayatımızı zorlaştırdığı gibi bir yandan da hayatımızı renklendirmektedir. Eskiden anahtarlarımızı bir yerlerde unuturken şimdi e-posta adresimizin şifresini unutuyoruz.Bu kuşağı X ile Y ile kıyaslamaktan vazgeçip onların değişimine ayak uydurmamız gerektiğini aklımızdan çıkarmayalım. Değişim ve farklılıklar insan doğasının en önemli parçası ve bugüne kadar kimse doğaya karşı koyamadı.

UNUTMAYIN! Yaşamınızda görmek istediğiniz değişimin başlığı ilk önce siz olmalısınız…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here