KÖY ENSTİTÜLERİ

0
404

KÖY ENSTİTÜLERİ

Ulu Önder, Ebedi Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde eşi benzeri görülmemiş bir kurtuluş mücadelesiyle askeri gücünü tüm dünyaya kanıtlayan Türk halkının en kutlu bayramını, Cumhuriyetimizin 96.Doğum Gününü kutlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Cumhuriyetin ilk yıllarıydı, savaştan yorgun düşmüş halkın %90’ı okuma yazma bilmiyordu. Bu yorgun halkın Orta çağ karanlığına terk edilmemesi ve ayağa kalkması gerekiyordu. Ulu Önder 1935 yılında yapılan kongrede köylerin kalkınmasının gerektiği ve eğitim reformlarının köyden kente yayılmasının öneminden bahsetmişti. Ülkenin 16 milyon nüfusu vardı ve 12 milyonu köylerde yaşıyordu.O zaman “Köylünün milletin efendisi haline gelmesi gerekiyordu.”Köylere eğitim götürülmesi gerekiyordu ama yeterli öğretmen yoktu.Köylerde yaşayan halk eğitimden mahrum kalmamalıydı. Atatürk’ün aklına orduda okuma yazma bilen çavuşlar geldi.Ve bu çavuşlar eğitime alınıp kendi köylerine eğitmen olarak geri döneceklerdi.Ulu Önder’in vefatının ardından yarım kalan bu hayalini dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç gerçekleştirecekti.

35 bin köyün aydınlanması ve öğretmen yetiştirilmesine yönelik olarak tren yollarına yakın yerlerde okullar kurulacaktı.Ve uzun yıllar adından söz ettirecek bu eğitim reformu 17 Nisan 1940’ta KÖY ENSTİTÜLERİ adıyla kuruldu. Öğrenciler beş yıl burada eğitim görüp köylerine öğretmen olarak gideceklerdi. Öğretmenler burada yaparak yaşayarak hayatı öğreneceklerdi. Kendi okullarını, atölyelerini, yatakhanelerini kendileri yapacaklardı. Tarımla ilgili dersler görerek modern tarımın gelişmesine katkıda bulunacaklardı. Enstrüman çalmayı öğrenecekler, Dünya klasiklerini okuyarak aydın birer Türk vatandaşı olacaklardı. 1940’lı yıllarda Anadolu’nun en uzak köylerinde Mozart eserleri çalan, Aşık Veysel’den ders alan, Tolstoy’dan Gogol’dan oyunlar sergileyen köy çocuklarımız büyüdüler tarıma ve ülke ekonomisine can verdiler.Tam da Mustafa Kemal’in istediği gibi canlanma, ayağa kalkış gerçekleşmişti. Cumhuriyetimizin en büyük adımlarından biri olmuştu “Köy Enstitüleri”

Bu durum toprak ağalarının, cemaatlerin, aşiretlerin pek hoşuna gitmemeye başlamıştı. Ve Köy enstitülerinin karalanma süreci de böylece başlamış oldu. ”-Böyle öğretmen mi olur? Öğretmen masa başında olur, kırlarda bağlarda ders olmaz, şeyhlerin şıhların muskalarına karışıyorlar,ağaların topraklarının işlenmesine karışıyorlar, halkın gözünü açıyorlar.” sesleri iyice yükselmeye başlamıştı. Artık halkı bilinçlendiren bilgili, aydın genç öğretmenler vardı. Dinsizlik, ahlaksızlık kol geziyor, çocukların beyinleri yıkanıyor, kızlı erkekli eğitim yapılıyor gibi yalan ve yanlış iftiralarla özverili öğretmenlerimiz yıpratılmaya başlanmıştı. Toprak ağaları dönemin siyasi liderleriyle “Köy Enstitülerinin” kapatılması için oy pazarlıklarına başlamıştı. İktidar oy kaybetmemek için, muhalefet daha çok oy almak için “Köy Enstitülerini” kurban etti. Ve 27 Ocak 1954 yılında yeni iktidar, geleceğe ışık saçacak güneşi batırmış oldu.

Köy Enstitüleri kapatılmasaydı, fırsat ve imkân eşitliği sağlanırdı. Ezberleyen öğrenci değil de okuyan, üreten, düşünen öğrenciler başarılı olurdu. Öğrenciler okullarına cep harçlıklarıyla değil emekleriyle “katkı” yaparlardı. Demokrasi sadece kitaplardaki tanımlarda değil yaşamın ta içinde olurdu. Daha nitelikli öğretmenler yetişirdi. Öğrenciler verilenle yetinmez, araştırır, bulur ve tartışırlardı. Boş zamanlarını müzik dinleyerek değil enstrüman çalarak; takım fanatikliği ile değil spor yaparak değerlendirirlerdi.

Aradan geçen onca yıla rağmen hala konuştuğumuz Eğitim Enstitülerinin durumunu yine bir Köy Enstitüsü mezunu yazar Talip APAYDIN şöyle özetlemiş : “Elektriksiz köy, susuz kır, işlenmemiş kafa, yontulmamış gönül kalmayacaktı. Bu ülke, baştan başa aydın insanların, çalışkan insanların ülkesi olacaktı. O zaman, Atatürk’ün özlediği “Çağdaş uygarlığın üstüne çıkmış Türkiye” kurulacaktı. Ama gericiliğin ağır bastığı yerde, hangi iyi niyet toza dumana karışmamıştır? Hangi ışıklar söndürülmeye çalışılmamıştır?”

Gericiliği boğan, karanlığa güneş gibi doğan, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller için “YAŞASIN CUMHURİYET”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here