EĞİTİM ÜZERİNE SOHBET

0
492

EĞİTİM ÜZERİNE SOHBET

Merhaba Sevgili İmuhar Okurları.Eğitimin,kaybedeni olmayan bir yarış olduğunu ve öğretmenliğin yarısının bilgi,yarısının deneyim ama bütününün sevgi olduğuna inanan bir öğretmen olarak bundan sonraki sayılarda beraber olacağız.15 yıldır eğitim camiası içinde öğretmenlik,üniversite tercih danışmanlığı yapmaktayım.

Bu süreçte birçok değişime şahitlik ettik hep birlikte.Değişimi istemek ve değişime inanmak gerektiğini düşünenlerdenim.Ülkemizde eğitim en sık güncelleme alan konuların başında geliyor.

Milli Eğitim Bakanlığına uzun süredir takip ettiğim, kitaplarını okuduğum Prof.Dr. Ziya SELÇUK’un  getirilmesi tüm eğitim camiasında memnuniyetle karşılandı.Siyasetçi kimliğinin değil de “eğitimci” kimliğinin ön plana çıkmış olması bu dönemdeki değişikliklerin bu zamana kadar yapılan tüm değişikliklerden daha etkili ve sürdürülebilir olacağı hissiyatını uyandırıyor.Bu durum eğitim camiasından olsun olmasın her kesimin desteğini ve sabırla sürece destek vereceğini gösteriyor.

YENİ LİSE SİSTEMİ NE GETİRİYOR?

2020-2021 Eğitim Öğretim Yılında liseye başlayan öğrencilerle başlayacak olan yeni sistem öğrencilerin göreceği ders sayılarının azalması ve daha çok öğrencinin ilgisine göre dersleri seçme özgürlüğünün tanınması şeklinde dikkat çekiyor.Liselerde üniversite tercih dönemlerinde yönlendirme konusunda sıkıntılar yaşandığı gerekçesiyle ve gelecekle ilgili planlamaların daha iyi yapılması adına kariyer ofislerinin kurulması,bilgi kuramı dersinin zorunlu hale gelmesi,yaparak yaşayarak öğrenmenin ön planda tutulacağı ve “sınava hazırlanan değil, üniversiteye   hazırlanan” gençlerin hedeflendiği bir dönem başlıyor. Son 16 yılda 15.kez değişen sistem ne kadar öğrenci motivasyonunu olumsuz etkilese de bu sefer topyekün inanılmış değişiklikler gibi duruyor.Bakan SELÇUK’un da vurguladığı gibi “önemli olan değiştirmek değil,ne yaptığını bilmektir.”

OKULLARDA YENİ TATİL DÜZENİ

Prof.Dr.SELÇUK, Dünya’nın en uzun tatil yapan ülkesi olduğumuza vurgu yaparken her bayramda sürekli gündeme gelen “şu günle bu günü birleştirme” arzusundan vazgeçemiyoruz.Aslında günlük çalışma saatleri anlamında gayet tatmin edici sonuçlar ortaya çıksa da zamanı verimli kullanma konusunda ciddi eksiklerimiz olduğu kanaatindeyim.Akdeniz ülkelerini düşündüğümüzde bir “siestamız” bile yok.Biz çalışkan milletiz tatili sevsek siestamız olurdu düşünceleri bir yana belki de çalışma performansını artıran bir ihtiyaçtır.Neyse biz gelelim güncellenen yeni tatil düzenimize; 13 hafta olan yaz tatilinin iki haftasının nisan ve kasım ayına birer hafta şeklinde dağıtılması, yaz tatilinin kısalması ses getiren değişikliklerin başında geliyor.Çocuklar için olumlu olacağı düşüncesiyle bu değişikliğin yapıldığına vurgu yapan SELÇUK, öğrencilerin bu ara dönemlerde eksiklerini giderme fırsatı bulacağı düşüncesinde.Bu sistemi uygulayan birçok özel okul vardı ve olumlu dönütler alınıyordu.Yaz tatilinin kısalmasıyla “öğretmenler üç ay tatil yapıyor” polemiği belki ortadan kalkar.Çünkü seminer dönemleri,uyum haftaları,hızlandırma süreçleri öğretmenliği hiçbir zaman çok tatili olan bir meslek  grubu yapmadı. Kaldı ki özel sektörde çalışan öğretmenler için bu durumu ikiyle çarpabiliriz. Hayatını öğrencilerine adayan öğretmenlerin tatili de kimsenin gözüne batmamalı. Sadece sistemleri değiştirerek, öğretmenleri eğiterek yol alınamayacağı ve eğitimin ailede başladığı gerçeğinin hiçbir zaman unutulmaması gerektiğine inananlardanım.Bu yeni dönemin eğitim dünyamıza yeni ufuklar açması dileklerimle Başöğretmen Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ders niteliğinde sözleriyle noktayı koymuş olalım.“Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here