CORONA KAZANIMLARI

0
323

CORONA KAZANIMLARI

CO-Corona, VI-Virüs, D-Disease (Hastalık) ve 19 yani  2019’da bulunduğunu ifade eden ve tüm dünyayı kasıp kavuran Çin kaynaklı bol köpüklü, çok panikli, ileri derece egzajere edilmiş bir durumla karşı karşıyayız.

Mart ayının ilk haftasından itibaren ülkemizde de görülmeye başlanan ve her geçen gün katlanarak artan enfekte olmuş hastaları gün gün takip etmekteyiz. Süreç başlar başlamaz toplumsal ahlak ve toplumsal vicdan kavramlarını sorgulamamı sağlayan birçok olayla karşılaştım. Maske, dezenfektan, kolonya satışlarının patladığı süreçte bu ürünlerin sahtesini yapma vicdansızlığı, sosyal medyada izlenme ve takipçi kasmayı hedefleyen fırsatçılar,  temel ihtiyaç gıda  fiyatlarının abartılı şekilde artması toplum olarak olumsuz durumlarda hemen ellerimizi ovuşturmaya başladığımızı gösteren acı bir tecrübe olarak kayıtlara geçti.

Corona virüs ile birlikte yeni bir çağ başlıyormuş gibi hissediyorum. 21.yüzyılda ellerimizi yıkamanın önemi bilim insanları tarafından televizyonlarda gösteriliyor. Birbirimizin yüzüne öksürmememiz gerektiği vurgulanıyor. Teknoloji olmadan da yaşayacağını düşünenlerin kendini zorlayıp bu duruma adapte olmaya başladığı bir çağa girdik sanırım. Moleküler biyolojinin teknolojiyle yoğrulduğu bir çağ. Video konferans ve görüntülü konuşmanın önemini iliklerimizde hissettiğimiz bir çağ. Ülkenin internet ağını son damlaya kadar zorladığımız bir çağ. Ülke olarak psikolojik ve sosyolojik testlerden geçtiğimiz bir çağ. Öğreneceğiz, alışacağız, adapte olacağız, olmak zorundayız.

Sürecin ülkece bizlere kazandırdığı en önemli şeyin “BİLİME KOŞULSUZ ŞARTSIZ İNANMAK” olduğunu anlamamızdır diye düşünüyorum. Pozitif bilime ve rasyonaliteye önem veren, çağı yakalayıp sürekli ileri gitmeyi hedef bilen Türkiye Cumhuriyeti kurucusunun o eşsiz sözünü hatırlattı bu süreç bize, “Eğer bir gün sözlerim bilimle ters düşerse bilimi seçin.” Ülkenin Cumhurbaşkanından bakanlarına herkes tek bir ses, hepsinin ağzında şu cümle “Bilim Kurulunun kararına göre hareket edeceğiz.”  Bu süreç  bizi bilimle tanıştırdı ve sağlık çalışanlarının fedakarca savaşını  bize gösterdi diyebiliriz. Ülke olarak yıllarca din ve bilim kavramlarını, ters düşmeleri, teorileri tartıştık. Bilim, din kavramına göre daha yeni bir kavram olmanın dezavantajını yaşadı yıllarca. Artık devlet politikalarının, siyasi parti söylemlerinin temelinde “bilim” vurgusunu çokça görecek gibiyiz. Tabi bilime samimiyetle inandıysak!

Bu dönem, tüm sektörlerde inovatif tedbirler almayı gerektirdi. Herkes kendini güncellemek zorunda kaldı. Kişisel gelişimin ciddi oranda arttığı, kendine zaman ayırmanın, kendini geliştirmenin öneminin ortaya çıktığı bir sürecin içinde bulduk kendimizi. Bunu “Corona Kazanımları” olarak adlandırıyorum. Ülkede bir yılda satılan kitap sayısının bir ayda satıldığı haberleri, birçok anne-babanın ev oyunları ve çocuklarla nitelikli zaman geçirme konusunda kendini üst noktalara taşıdığı, kişinin kendini sorguladığı, dışarı çıkabilmenin özgürlüğünün anlaşıldığı,  aile büyüklerini arayıp sormanın ne kadar önemli olduğunun anlaşıldığı olağanüstü günler yaşanıyor. Bu kazanımlar sonucunda yeni bir dönem başlayacak. Süreç sonrası insanlar belli bir süre birbirine temas konusunda temkinli davranacak. İşte bahsettiğim yeni bir çağ başlıyor. Ya da başlatıyorlar. Artık buna kişisel gelişim çağı mı diyeceğiz, biyo-teknolojik çağ mı diyeceğiz yoksa “yalnızlık çağı” mı diyeceğiz hep birlikte göreceğiz.

Bağışıklık sistemi kuvvetli , psikolojisi düzgün, papatyaların açtığını göreceğimiz güzel günlere…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here