NE OLUR ALIŞMA.

0
198

Belki vardır bunca şeyi unutmanın bir yolu? Var mıdır? Belki vardır alışmak için başka başka yollarımız? Her zamanki gibi? Var mıdır? Belki vardır ölmüş ruhumuza güçlü bir beden çizip durmakta güzel bir gerekçemiz? Var mıdır?
Daha nasıl, ne kadar, nereye kadar dayanırız?
Facialar, çatışmalar, gönderde bayraklar, gözde yaş… kapanan açılan kapılar, gazlar, kurşunlar, ayakkabılar… Çocuklar, gencecikler, analar, babalar…ama daima ağlayan. Neden ve nasıl alışır bir insan, insanlarını daima ağlarken görmeye?
Bu bağlar, bahçeler, gökler, dualar, eller bu bahar nasıl açsın çiçeğini ve nasıl tutunsun umut artık cemreye? Biz hep gül kuruttuk, yâri sinemizde uyuttuk. Türküdeki gibi. (Türküyü ölümden bahsederken gördü bir genç kız tabutunun içine gül serpilen bir yaşlı kadın gömülmeden evvel. Belki işin aslı o değildi. Fakat başka nasıl görecek?) İlle mahşere mi kalsın kavuşmalar, anlaşılması için ölümden bahsedildiğinin. Ellerde yüzükler, ellerde çocuklar, ellerde tabutlar, ellerde yaralar;  ellerde kanlar, ellerde haklar… dillerde ağıtlar; dillerde yalanlar. Türküler, aynı acıyı niye daha da ağırlaşarak karşılıyor? Hatıraları anlatmıyor sadece?
Bir temennimiz yok kalbi güzel okuyucu. Bir temennimiz yok ki artık. Sorularımız ve tek bir hatırlatmamız var: Alışma. Ne olur alışma.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here