Yorgun Bir Direnişin Kısa Notu

0
102

Yorgun Bir Direnişin Kısa Notu

Hâlâ yaşıyorum. Elimde bir boya kalemiyle şiirlerde dizeler işaretliyorum. Her sabah olup bitene hâlâ şaşırıyorum. Her gece içimde kırılan camın boğazıma batışını duyuyorum. Korktuğumda hala kulağımın hemen yanında bir şey yere düşüp kırılıyor duyuyorum, ve parçaları beynime batıyor. Rüyalarımdan kanayarak uyanıyorum. Rüyalarım kıpkırmızı uyanıyor, uykularım simsiyah*
Sırtımda  darbeleri tekrar ederek bükülmüş bir demirle uyanıyorum. Doğrulamıyorum. Boynumdan bir sancı göğüs kafesime uzanıp onu tutarak parçalamak istiyor göğsümde olup biteni.
Göğsümde olup biteni ben biliyorum, kıpkırmızı rüyalarım biliyor, simsiyah uykularım, kırılan camlarım, canıma batan parçalarım..
Yoruldum. Öyle bilindik bir yorgunluk ki bu tasvir etmesem de anlaşılır bakışımdan, nefesimi verişimden, hemen dolan gözlerimden, titreyen ellerimden.
Bir sancı ama şurası işte şurası ağrıyor denilemeyen.
Taşıyamayacağım şeyi yüklenmek istemiyorum artık. Hâlâ yaşıyorum evet ama taşıyamıyorum. Dizeleri işaretliyorum ama dizeleri yazamıyorum. Ağlıyorum ama tesellimi bulamıyorum. Seveceğim ama korkum boynumda muska gibi duruyor. Koruyor mu beni yoksa hurafenin kurdunu mu taşıyor. Bilmiyorum. Bilmiyorum fakat sevmekten korumamalı hiçbir şey insanı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here