TUTUNALIM

0
52

Başlangıç nasıl olmalı hiç bilinmez bazen. Sözün neresinden tutmak gerektiği bilinmez. Elle,gözle, ağırlıkla bile ölçülmez bazen bazı şeylerin ağırlığı. Ağırlık ki durur orada öylece ya da yüreğinin hemen üstünde, alelade ya da hıncahınç bir şekilde. Nedeni niçini böyle olması için oluşan gerekçelerin cevabı yoktur. Boşluktur ötesi. İnsan ki en çok boşluklarından vurulur. Duymadığım, kalmadığım, sevmediğim, bilmediğim yerler çok, söyleyemediklerim kadar. Huzurun şu hayattaki en önemli şey olduğunu bilmek, bazen öğrenmek, öğrenmek zorunda bırakılmak aslında. Gölgelerin ve de elleri kirli kimselerin varlığına katlanmanın, güç bir spor dalı olduğunu büyüyünce öğreniyor insan. Bir sürü düşünce, bir sürü pas, gökkuşağını kirletmek istercesine çalışkan, mutluluğu rafa kaldırmak için ise gözü pek. Nasıl yaşanılır bunların karanlıklarında? Sanırım bunu öğrenme mücadelesi yaşam. Ağızlarınızdan çıkan dikenli telleriniz var, canınız yanmıyor ama etrafınızdaki herkese savurur olmuşsunuz. Yapmayın diye seslenmeyi isterdim uçsuz bucaksız karanlık denizinize, duyacağınızı bilseydim eğer. Başa çıkmak için varolmuş ruhlarımızla, bir gülümsemeyi kondurabilmek için masum yüzlerimize, gördüğümüz korkunç yüzleri bir yağmur görünce siliyoruz. Bu da bizim yaşama dönüş anımız. Kimimiz başka bir şekilde, kimimiz başka. Umudun nerede yeşereceğini bilmediğimiz gibi, muhakkak yeşereceğini de biliyoruz. Tutunalım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here