BAHAR KAPIDA

0
367

Bir lahza durun ve düşünün. Kapayın gözlerinizi. Duyuyor musunuz baharın ayak eslerini? Hissedin cümle âlemdeki coşkuyu ve dirilişi. Kendinize bir güzellik yapın ve sadece birkaç dakikalığına durun, dinleyin, hissedin…

Dünyamız bilmem kaç yıl yaşında bir bilge. Ne çok görmüş geçirmiş, Neler neler tecrübe etmiş. Kimleri misafir etmiş üzerinde. Gün gelmiş tarifsiz acıların şahidi gün elmiş en kutlu kişilerin en mutlu demlerin hanesi olmuş. Her ne olursa olsun güneş her sabah yeniden doğmuş, ay ve yıldızlar her gece var olmuş. İnsanoğlu bu topraklarda dört mevsimi her daim ardı ardına solumuş.

Bugünlerde kış mevsim bavulunu toplamış uzaklaşırken, geçen yıl bir daha buluşmanın bilgisiyle ama yine de hüzünle uğurladığımız bahar yaklaşıyor. Kışa içtenlikle şükranlarımı sunuyorum. Pencere kenarındaki koltuğumda yudumladığım kahvemi, bana ve kahveme yarenlik eden kitabımı, sokak lambasının ışığında daha bir muhteşem görünen kar yağışını hatırlıyor tebessüm ediyorum. Gündüz saatlerce yağan kardan sonra akşamın acı soğuğuyla buz pistine dönüşen yerlerde, iki elimde iki kurabiye tabağı, denge tutturmaya çalışan cambaz gibi itinayla yürüyerek kitap sohbeti için arkadaşıma gittiğim vakit geliyor hatırıma, bir daha mutlu oluyorum. Soğuktan titrediğim, burnumun donduğu, ellerimin hiç ısınmadığı, oldum olası çamur sıçratmadan yürümeyi beceremediğim için üstümü başımı mahvettiğim zamanları da unutmuyorum elbette. Ama rahmetiyle de zahmetiyle de yaşandı ve gitti kış günleri. Gel deseniz geri gelmez kal deseniz durmaz. Yola revan olmuştur bir kere.

Şimdi; izin verelim bahar tutsun ellerimizden. Cemreler düşsün bir bir yüreğimize. Gecenin ayazına sabah kırağılarına veda edelim. Dost tebessümü misali dünyamızı ve dahi içimizi aydınlatan bahar güneşine hoş geldin diyelim. Hoş geldin safalar getirdin.

Şimdilerde muhteşem şeyler yaşanıyor etrafımızda. Su yürüyor topraktan ağaçların gövdelerine dallarına. Kupkuru odunsu gövdelerden yemyeşil yapraklar fışkıracak az bir zaman sonra. Rengârenk çiçekler tomurcuğa duracak tepelerde dağlarda. Başka diyarlardan gelen kuşlar kendi memleketlerinin türkülerini terennüm edecek cıvıltılarıyla. Rüzgârlar serin sıcak arası tatlı tatlı esiverecek perdelerimizi uçuşturarak pencerelerde balkonlarda. Görmesem de biliyorum ki mor, sarı, lila renkli yaban menekşeleri açtı köyümün her bir adım toprağında. Göz alabildiğine serildi rengârenk bir örtü gibi toprağa boylu boyunca. Tüm bunlar hayret ve mutluluk sebebi değil de nedir lütfen söyleyin bana.

Baharı aklınızla biliyorsunuz evet. Hadi gönlünüzle de seviyorsunuz diyelim. Peki ruhunuzda hissediyor musunuz? Hasretle beklenen, yolları gözlenen kutlu bir konuk gibi ağırlıyor musunuz? Bir düşünün derim. Bir lahza durun ve düşünün. Bu bahar sizin için bir başka olsun gelmiş ve geçmiş olan diğerlerinden.

Bu bahar bir sabahçık olsun güneşi doğarken seyreyleyin. Tan yeri ağarırken açın pencerenizi serin sabah havasını ciğerlerinize çekin. Bırakın vücudunuz ürpersin, şöyle bir kendinize gelin. Bu bahar bir çiçeğe tebessüm edip bir uğur böceğine selam verin. Her gün adımladığınız yolun kenarında tam asfalt ile kaldırımın arasında güneşe doğru baş kaldırmış yoncayı tebrik edin. Yaşama direnişini takdir edin. Bu bahar mutlaka yıldızları ve ayı bir gecenize olsun misafir edin. Birlikte çay içip sohbet edin halleşin. Kırkikindi yağmurlarıyla ıslanın mesela. Damlalar hızlandıkça adımlarınızı yavaşlatın. Başınızı gökyüzüne çevirin ve hissedin yüzünüzde nisanı, avuçlarınızda bulutları. Gülümseyin. Yağmurun ardı sıra çıkan gökkuşağına bir göz kırpıverin. Ve… Ve baharı yarattığı için Mevla ‘ya teşekkür edin.

Demem o ki; bahar tüm endamıyla kapınızda. Müsaade edin, dünya ile birlikte gönlünüze de bahar gelsin. Bu bahar ruhunuza değsin.

 

NERMİN GÜVEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here